06/05/2026
“İşvereni Ahi olanın, işçinin ahı olmaz!”
Bu cümle, hem bir esnaf düsturu hem de nsanı, emeği ve adaleti merkeze alan kadim bir medeniyet tasavvurudur. Bugün 1 Mayıs. Modern dünyanın “işçi” ve “işveren” olarak birbirinden keskin çizgilerle ayırdığı bu büyük kütleyi, biz Anadolu’nun usta-çırak hiyerarşisinde bir “gönül birliği” olarak tanıdık.
Atölyemde meslek hayatım boyunca çiçeği hep bir lisan olarak gördüm. Çiçek, hem tabiatın bir süsü hem de hakikatin sessiz bir anlatıcısıdır. Bu kez papatyalarımızı, güvenliğin ve ağır işçiliğin soğuk sembolü olan sarı baretlerin içine, o sertliğin tam kalbine yerleştirdik. Bu bir zıtlık olmanın ötesinde, bir tamamlanma hikayesidir.
Çünkü emek, bareti takan başın ağırlığı kadar; o baretin içine sığdırılan hayallerin nazikliği kadardır.
Ahilik, mülkiyetin değil, maharetin ve ahlakın hüküm sürdüğü bir düzendi. Ustanın çırağına sadece zanaatını değil, “insan olma” sorumluluğunu devrettiği bir okuldu. Bugün Bağdat Caddesi’nin ortasında bıraktığımız o izler, kaybettiğimiz bu inceliğe bir selam, adaletin estetikle buluştuğu o eski günlere bir çağrıdır.
Sanat, hayata müdahale etme biçimidir. Biz de bugün çiçeğin felsefesiyle adaletin tarihini birleştirdik. Emeğin, sömürülmediği; alın terinin, bir “ah”a dönüşmediği bir dünya düşüyle...
Tüm emekçi kardeşlerimin günü bayram olsun.