11/06/2025
🟢 ÇERKES GEMİCİLİĞİ VE DENİZ KUVVETLERİ
Çerkeslerin denizcilikle ilişkisi, tarih öncesi dönemlere kadar uzanmaktadır. Karadeniz’in doğu ve kuzeydoğu kıyılarında yaşayan topluluklar, özellikle Antik Yunan kolonizasyonu sırasında denizcilikle tanışmış ve bu alanda önemli bir birikim geliştirmiştir.
M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren Karadeniz’in kuzey kıyılarına yerleşen Grekler, bölgedeki yerli halklar üzerinde hem kültürel hem de ekonomik etkiler yaratmıştır. Bu halklar arasında Meotlar (özellikle Akha kökenliler), Yunanlılardan denizcilik tekniklerini öğrenmiş ve geliştirmiştir.
Strabon, Tacitus gibi Antik dönem yazarları ile Ortaçağ yazarları (ör. Al-Masudi, D. Interiano) bu konudaki bilgileri aktaran önemli kaynaklardır. Strabon, Meotların Karadeniz üzerindeki etkinliğine dikkat çekerken, bu durum Çerkeslerin (Adigelerin) denizcilikteki tarihî varlıklarını kanıtlayan önemli bir kaynaktır (Strabon, Geographika, Kitap XI).
Çerkesya kıyıları, özellikle Bizans İmparatorluğu ile olan ilişkilerde önemli bir ticaret güzergâhı haline gelmiştir. Bu dönemde başta tuzlanmış balık ve havyar olmak üzere, mum, bal, deri, kürk ve çeşitli hububat ürünleri Çerkesya’dan ihraç edilmekteydi.
1268 yılında İtalya’da baş gösteren büyük kıtlık sırasında Çerkesya’dan ithal edilen tahıl, kıtlığın etkilerini hafifletmiştir. Çerkesler ise sabun, kumaş, kilim ve çeşitli metal aletleri ithal etmekteydi. Bu canlı ticaret ortamı, Bizans’ın Osmanlılar tarafından fethedilmesine ve Çerkesya kıyılarındaki Ceneviz kolonilerinin ortadan kalkmasına kadar sürmüştür.
Ünlü gezgin Tibault de Marigny, Ortaçağ Çerkes gemilerini şu şekilde betimlemiştir:
“Çerkeslerin gemileri düz tabanlı ve omurgasızdı. Geminin dış kaplaması çok inceydi ve yapı iskeletine çivilerle ve ahşap pimlerle tutturulmuştu. Burun kısmında genellikle bir hayvan başı bulunurdu. Bu başın oğlak başı olduğu söylenirdi. Kadırgaların kısa kürekleri, uzun ıskarmozlara bağlanmıştı. Yelken olarak yamuk biçimli ‘randa’ tipi dörtgen yelken kullanılıyordu.”
İsveçli doğabilimci Frédéric Dubois de Montpereux da Çerkes gemilerinin, Akdeniz kadırgalarına benzediğini, 60–70 kişilik mürettebat taşıyabildiklerini, hatta bazı büyük modellerin 140 kişiye kadar insan alabileceğini ve hafif toplarla donatıldıklarını belirtmektedir (Dubois de Montpereux, Voyage autour du Caucase, 1843).
yüzyılda, Çerkesya’nın Rus işgaline karşı verdiği direnişte deniz kuvvetleri büyük rol oynamıştır. Çerkesler, Karadeniz kıyılarında kendi deniz üslerini kurarak Rus donanmasına karşı saldırılarda bulunmuşlardır. 1832 yılında 12 top taşıyan bir Rus savaş gemisine saldırılmış, 1836 yılında ise 7 Çerkes kadırgası, Soçi Nehri ağzı yakınlarında “Nartsiss” adlı Rus savaş gemisine baskın yapmıştır.
Bu saldırıyı raporlayan Rus kaptanı Varnitskiy, Çerkeslerin gece karanlığında dahi yüksek organizasyonla hareket ettiğini ve uzun yelken direğiyle komuta gemisinin diğer kadırgalara işaret verdiğini belirtmiştir.
Deniz savaşlarına tanıklık eden bir diğer isim Rus subayı N.N. Sushev’dir. Sushev’e göre, Çerkes denizciler, ticari bir gemiye saldırırken önce tüfekle ateş açar, ardından kamalarla borda ederek çok kısa sürede gemiyi ele geçirirlerdi.
Çerkes denizcilerin artan etkisi üzerine, Rusya Karadeniz Donanma Komutanlığı özel önlemler aldı. Azak Kazakları kullanılarak küçük kürekli tekneler inşa edildi. Bu tekneler, 10’u mürettebat olmak üzere 20 kişi taşıyabiliyor, küçük toplarla donatılıyor ve Kafkas kıyılarındaki kalelere konuşlandırılıyordu. General N.N. Rayevskiy, bu teknelerin birbirine yakın kaleler arasında Çerkes kadırgalarına karşı etkili olduğunu belirtmiştir.
Bununla birlikte, alınan önlemlere rağmen Çerkes deniz gücü uzun süre direnişini sürdürmüştür. 1838 yılı Şubat ayında Glubokiy adlı Rus yelkenlisi ile dört Çerkes kadırgası arasında şiddetli bir deniz çarpışması yaşanmıştır. Yine 1834 yılında Bombora (Gürcistan kıyısı) yakınlarına gerçekleştirilen Çerkes çıkarma harekâtı Rus tarafında büyük şaşkınlık yaratmıştır.
Ancak her saldırı başarıyla sonuçlanmamıştır. Rus kaptan Vorontsov’un aktardığına göre, bir Rus gemisine yapılan saldırı sırasında, geminin çapa zinciri kesilmiş ve zincirin düşmesiyle bir Çerkes kadırgası batmıştır.
Tarihî belgeler, Çerkes denizciliğinin sadece ticaret alanında değil, bağımsızlık mücadelesinde de etkin bir güç olarak varlık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Çarlık Rusyası’nın Çerkesya’yı işgaliyle birlikte bu zengin denizcilik geleneği de büyük ölçüde kesintiye uğramış ve zamanla unutulmuştur. Ancak arşiv belgeleri, seyyah anlatımları ve askeri raporlar, bu kadim geleneğin izlerini günümüze taşımaktadır.
Kaynak:
Strabon, Geographika, Kitap XI.
Tacitus, Annales.
Al-Masudi, Muruj adh-Dhahab.
Dubois de Montpereux, Voyage autour du Caucase, 1843.
Tibault de Marigny, Voyages dans le Caucase.
D. Interiano, La Vita dei Circassi.
Rus Askerî Arşiv Belgeleri, 1830–1839.
N.N. Sushev, Karadeniz Günlükleri.
General N.N. Rayevskiy, Rus-Kafkas Savaş Hatıratı.
Varnitskiy Raporu, 1836 (Soçi Arşivleri).