30/03/2026
Yürüyüşçüye küçük bir not.
Likya Yolu’nda yürümek, benim için sadece bir doğa yürüyüşü değildir.
Bu yolu bir araç olarak kullanıyorum.
Yolun sonunda hep kendimize varalım istiyorum.
Birlikte yürürken yalnızca patikalardan geçmiyoruz.
Kendi içimizden de geçiyoruz.
Bizden önce bin kere söylendi,
bizden sonra da söylenecek:
Yürümek, insanın kendini aşabilmesinin en doğal yoludur.
İçimizde taşıdığımız hikâyeler,
korkular,
alışkanlıklar
yahut kendimize anlattığımız o süslü masallar…
Her ne halt varsa dökülsün diye yürüyoruz.
Çünkü dökülmeyen şey dönüşmez.
Bu yürüyüşe spiritüel diyebiliriz.
Ya da demeyebiliriz.
Biz desek de demesek de spirit oradadır.
Kan akışınla birliktedir.
Onu uyandırmak ise senin işindir.
Ben önden yürürüm.
Yolu gösteririm.
Ama sanmayın ki yolu bir tek ben bilirim.
Rehber, işaretleri okumayı bilendir.
Ve aslında herkes kendi rehberliğini geri almak için sırada beklemektedir.
Sıkıştığında,
içindeki o gürültüden çıkamadığında
kaldır kafanı.
Dağa bak.
Denize bak.
Rüzgâra ve ışığa bak.
Hepsi orada.
Binlerce yıldır oldukları gibi.
Dünya, insanın telaşını dindirir.
Seni merkeze,
ait olduğun o sakin ritme geri çağırır.
Bak dünyanın o görkemli duruşuna
ve kendi ayarını hatırla.
Ben yürüyüşlerimi Likya Yolunu kullanarak Büyükanne’ye doğru yaparım.
Bana inanıp gelenlerin yolu da annemizin ziyaretinden geçer.
Yol bizi kaynağa ulaştırsın.
Unuttuğumuz bilgeliğimizi hatırlayıp evimize dönelim.
Yol buradadır.
Yol içindedir.
Sen yürümeyi tercih edersin
ya da etmezsin.
Ben yürümeyi seçtim.
Likya Yolu dünya’nın bir patikasıdır.
Yolculuk ise Büyükanneye… ☘️
Öperim hepinizi kalplerinizden